17 Kasım 2016 Perşembe

Kadınlarda İdrar Kaçırma Sorunu ve Tedavi Yöntemleri

Son yıllarda aşırı stresli hayat şartlarının da etkisiyle, kadınlarda en sık görülen problemlerden biri idrar kaçırma ve idrarı tutamama sorunudur. Bu sorun kişinin hayatını olumsuz yönde etkilemektedir. Oldukça rahatsızlık verici bir durum olan idrar kaçırma sorunu, günlük hayat kalitesini düşürmektedir.

İdrar Kaçırma Nedir?

Tıbbi adı ile ''üriner inkontinans'' olan idrar kaçırma, toplumun genelinde görülebilmektedir. Örneğin; aksırma, ıkınma ve öksürme gibi bir durum söz konusu olduğunda, karın içinde basınç artacağı için, mesaneden idrar kaçmasına sebep olabilmektedir.
Bununla birlikte, idrar kaçırma hissi geldiği anda tuvalete gidememe, yani idrarı tutamama problemide sıkça görülmektedir.
Üriner inkontinans, sosyal ve hijyenik yönden sorun yaratabilen, idrarın istem dışı kaçırılması durumu olarak açıklanır. İdrar kaçırma kendi başına bir hastalık olmamakla birlikte, bir hastalığın semptomu olarak gösterilmektedir.

İdrar Tutamama ve Kaçırma Oranını Arttıran Faktörler Nelerdir?


İdrar kaçırma ve tutamam sorunu, kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görülmektedir. Bu sorunun görülmesinde en büyük etken, yaşın ilerlemesidir. Ayrıca idrar kaçırma ve tutamama oranını arttıran birkaç faktör daha bulunmaktadır. Bunlar cinsiyet, fazla doğum yapmış olmak, genetik yatkınlık durumu, menopoza girmek, obezite, jinekolojik ameliyatlar geçirmiş olmak, sigara kullanmak ve uzun süren kabızlık durumu olarak sıralanabilir.
Ayrıca rahimde sarkma oluşumu, idrar torbasında görülen sarkmalar ve bağırsak sarkmasıda, idrar kaçırmaya ve tutamamaya neden olan faktörlerdendir.

İdrar Kaçırma Probleminde Tedavi Yöntemleri Nelerdir?


Kişi yukarıda belirtilen şekillerde şikayetler yaşıyorsa, mutlaka bir hekime başvurmalıdır. Uzman bir jinekolog ile görüşülerek, şikayetler eksiksiz olarak anlatılmalıdır. Böylece idrar kaçırma probleminin, bir hastalıkla ilişiği olup olmadığı araştırılabilir. Bunun için idrar testleri yapılarak, rahatlıkla teşhis konulabilmektedir.
İdrar kaçırma probleminin önüne geçmek amacıyla, stresin önüne geçmeyi sağlayan trisiklik antidepresanlar başta olmak üzere, gerekli diğer ilaçlar ile tedavi uygulanabilmektedir. Bunun dışında östrojen hormonu takviyesi, biofeedback tedavisi ve cerrahi ameliyatlar önerilebilir. Tedavinin nasıl yapılacağı, tamamen doktor ile hastanın arasındaki diyaloga göre değişmektedir. Ayrıca yapılacak olan testlerde, tedavinin türünü ve sürecini belirlemektedir.

Gıda Zehirlenmesi Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Gıda Zehirlenmesi Nedir?

Gıda zehirlenmeleri çoğu zaman kirlenmiş ve mikrop barındıran yiyecekler ya da su ile insan vücudunu etkileyen mikrop, toksin, virüs veya parazitlerin oluşturduğu bir hastalıktır.
Dünyada her yıl 76 milyon civarında gıda zehirlenmesi vakası görülmektedir. Bu hastalardan ortalama 5000 civarıda, ne yazık ki hayatını kaybetmektedir. Bu nedenle gıda zehirlenmeleri söz konusu olduğunda, zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekmektedir.

Gıda Zehirlenmelerinin Belirtileri Nelerdir?

Gıda zehirlenmesinin en bilinen belirtisi, ağır seyreden ishal durumudur. Bunun yanında kusma, bulantı, üşüme ve titreme, mide ve karın bölgesinde oluşan ağrı ile kramplar, baş ağrısı ve ateş gibi belirtiler göstermektedir. Bu belirtilerin ortaya çıkma süresi, zehirleyen gıdanın yenmesinden sonra 2 ile 6 saat arasındadır.

Gıda Zehirlenmesinden Kimler Etkilenir?


Gıda zehirlenmesinden herkesin etkilenmesi mümkündür. Zehirlenme vakaları tek olacağı gibi, grup halinde de yaşanmaktadır. Bir grubun aynı mekan içinde, zehirlenmeye neden olan gıdayı tüketmesi sonucunda grup halinde bir zehirlenme yaşanması mümkündür. Gıda zehirlenmeleri tek ya da toplu olarak, en çok okullarda, restoranlarda ve kafeterya gibi kalabalık alanlarda görülmektedir.
Ayrıca gıda zehirlenmesine karşı kişilerin savunmasız halleride, önemli rol oynamaktadır. Bebekler ve yaşlılar, metabolizmalarının daha güçsüz olmasından dolayı, daha büyük risk altındadır. Bu nedenle bebek veya yaşlıların beslenmesinde, mutlaka dikkat gerekmektedir. Gebelik döneminde olan ya da emziren kadınların da, gıda zehirlenmelerinden kaçınması hem kendisi hem de bebeği için çok önemlidir.



Hangi Besinlerde Gıda Zehirlenmesi Oluşturma Riski Yüksektir?

Zehirlenme vakaları kullanım süresi dolmuş tüm gıdalarda görülebileceği gibi, bazı gıdalar nedeniyle zehirlenme vakalarının yaşanması riski daha fazladır. Bunların başında mikrop barındıran tavuk eti veya kırmızı et gelmektedir. Ayrıca kirli sular, yumurta, balık, mayonez, az pişmiş et türleri, istiridye gibi gıdalar dünya genelinde gıda zehirlenmesine en sık sebep olan yiyeceklerdir. Bu tür gıdalardan dolayı oluşan zehirlenmelerin süresi ve ciddiyeti, yenilen gıdanın türüne, yenilen yemek miktarına ve vücut direncine göre farklılık göstermektedir.

Gıda Zehirlenmesinin Tedavisi Nasıl Yapılır?

Gıda zehirlenmesi vakalarında ilk yapılması gereken şey, bol bol sıvı tüketmektir. Bu su içmek veya diğer sulu gıdaları tüketmek anlamına gelmektedir. Zehirlenme vakası çoğu zaman kendi kendine geçmektedir. Ancak böyle bir durumun riske atılmaması gerekir. Bu yüzden yediğiniz gıdaların üzerinden geçecek 2-6 saat içinde yukarıdaki belirtiler oluşuyorsa, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekmektedir. Zehirlenmenin ciddiyetine göre, antibiyotik tedavisi uygulanabilir.
Zehirlenmenin önüne geçmek için, el ve tırnak temizliğine önem vermek ve besinleri yıkayarak, mümkün olanlarını ise kaynatarak tüketmek gerekir. Ayrıca içme sularının filtrelenmeside, zehirlenme vakalarının önüne geçmek için bir diğer faktör olarak görülmektedir.

Mide Kanaması Belirtileri ve Tedavisi

Mide Kanaması Nedir?
Mide kanaması, genellikle mide duvarının bir sebeple hasar alması sonucu oluşur. Mide kanaması oluşumu bazen ilk anda farkedilmeyebilir. Bu durum ise yoğun kan kaybına yol açabilmektedir. Mide kanamasının herhangi bir belirtisi görüldüğünde, mutlaka bir hekime başvurulmalıdır.



Mide Kanamasının Belirtileri Nelerdir?

Mide kanaması oluşumunda, belirtiler kanamanın miktarına göre değişkenlik gösterebilir. Mide kanamasının en ciddi belirtileri, şunlardır:

- Kırmızı ve parlak bir renkte, ayrıca kahverengi tonlarda kan kusmak
- Katranı andıran ve siyaha yakın renkte dışkı oluşumu
- Tuvalet yaparken, dışkıyla karışık olarak koyu renkte kan görmek

Yukarıda verilen belirtiler, mide kanamasında görülen en ciddi belirtilerdir. Mide kanamasının kronik olması durumunda ya da ani oluşan mide kanamalarında ise, şu belirtiler görülebilmektedir:

- Karında oluşan ve kramp şeklinde seyreden ağrı
- Nabızda yükselme
- İdrar azalması
- Konsantrasyon bozukluğu oluşumu
- Nefes darlığı
- Kansızlık
- İştah kaybı
- İshal
- Midede yanma sorunu ve hazımsızlık durumu
- Nabızda oluşan yükselmeler

Mide Kanamasının Nedenleri Nelerdir?
Mide kanaması oluşmasının en bilinen nedenleri, gastrit ve ülser sorunudur. Mide ülseri söz konusu olduğunda, midede bulunan mukoza tahriş olmaktadır. Bu durum ilerleyerek tahriş olan alanın büyümesine ve midedeki bir damarın delinmesine neden olabilir. Bu da mide kanaması oluşumunun başlıca nedenidir.

Mide kanaması oluşumuna sebep olan bu mide rahatsızlıklarını tetikleyen, belli başlı sebepler vardır. Bunlara dikkat edilmezse gastrit ve mide ülseri tetiklenir. Bu da mide kanamasının oluşmasına sebep olur. Alkol midede tahrişe yol açan ilk etkenlerden biridir. Çok miktarda ve sık sık alınan alkol, mide mukozasında tahrişe davetiye çıkarmaktadır. Baharatlı gıdaları sıkça tüketmek, aşırı sigara kullanımı, Crohn adlı mide hastalığı gibi faktörler, mide kanamasının oluşmasında etkin rol oynamaktadır.

Bazı ilaçlarda mide kanamasının oluşmasında çok etkilidir. Bu nedenle düzenli olarak kullanılan naproksen, aspirin ve ibuprofen gibi ilaçların iltihap giderici etkisinin yanı sıra, mide kanamasına yol açabildiği bilinmelidir. Mide kanaması oluşumunun başlıca nedenleri olan ilaç örneklerinden bazıları; Romatizmal hastalıklar için kullanılan ilaçlar, Anturan, Ibu-Cream, Niapren olarak gösterilebilir.

Kanserin önemli ve tehlikeli türlerinden biri olan mide kanseride, mide kanamasının bir diğer sebbidir. Mide kanserinin önüne geçmek için, sigaradan uzak durulmalıdır. Mide kanserinin oluşumuna neden olan risk faktörleri ise şunlardır:

- Yaş faktörü (55 yaş ve üzeri kişilerde risk artmaktadır)
- Sigara kullanmak
- Midede oluşan iltihaplı hastalıklar
- Mide ameliyatı geçirmiş olmak
- B12 Vitamini eksikliğinin bir türü olan Pernisizyöz anemisi
- Genetik faktörler

Mide Kanaması Tedavisi
Mide kanamasının başlıca bir hastalık olmadığının bilinmesi gerekir. Mide kanaması oluşumu, başka bir hastalığın habercisidir. Bu nedenle tedavi için, altta yatan diğer nedenlerin tespit edilmesi çok önemlidir.
Şiddetli seyreden mide kanaması söz konusu ise, hastanın hastane şartlarında tedavi edilmesi gerekebilir. Eğer buna dikkat edilmez ve kanama devam ederse, hasta %40 oranındaki kan kaybından sonra şok geçirebilir. Kanama çok fazla ise, midenin yıkanması söz konusu olabilir.

Bunun dışında yapılacak olan tedaviler, yara olan bölgenin uzman bir hekim tarafından yakılması, lazer veya pens atarak endoskopik tedavi edilmesi, elektrik tedavisi vb. dir.
Bu yöntemlerle yapılan tedaviler, güvenilir tedavi yöntemleridir. Hasta bu tedavilerin ardından hızlı bir şekilde sağlığına kavuşacaktır.
Ayrıca ilaç tedavisi ile mide asidini azaltmak, midede oluşan kan, yiyecek ve pıhtılanmaları arındırmak, mide asitinin üretimini azaltacak ve bakteri oluşumunu engelleyecek ilaçlar verilerek, tedavi uygulanabilir.

Bunun dışında kanamaya yol açana mide ülseri için ameliyat gerekebilir. Bu durumda Vagotomi, Piloroplasti, Antrektomi gibi ameliyat yöntemlerinden biri, hekiminiz tarafından önerilebilmektedir.

Ads Inside Post